Sevgili
Dostlar hoşgeldiniz,
Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin ödünsüz
savunucusu Uğur Mumcu, anti-emperyalist, tam bağımsızlıkçı,
devrimci ve toplumcu bir gazeteciydi.
Anti-emperyalist Kuvayı Milliye ruhundan yola çıktı ve bu
felsefesi ile yeryüzündeki bütün ezilen uluslardan yana
tavır aldı. Her zaman laik cumhuriyetin ve demokrasinin
savunucusu oldu.
Uğur Mumcu
ulusal görüşleri savundu; bu ulusallık her türlü gerici,
ırkçı ve şoven anlayışa karşı Atatürk milliyetçiliğinden ve
halkçılığından yana olmak demekti. Uğur Mumcu, toplumumuzun
gözü, kulağı, beyniydi. Doğru bildiği yolda, her türlü
tehdide rağmen yürüdü. Bu düzeni, haksızlıkları, sömürüleri,
adaletsizlikleri kimseden korkmadan, çekinmeden, tek tek
sergiledi. Ta ki 24 Ocak 1993 günü öldürülene dek!
Onun tüm
yazıları, araştırmacılığı yaşama biçimine dönüştürmüş bir
aydının duyarlığını yansıttı. Ulus ötesi çıkar çevrelerini
ve güçlerini sorgularken 1980 sonrası giderek yükselen
ayrılıkçı terörü, tarihsel köklerini ve güncel
bağlantılarını belgeleriyle ortaya koyarak bugüne ışık
tuttu. Terörün sadece Türkiye’ye özgü bir olgu değil,
uluslararası boyutunun da olduğunu, terörü yok edebilmek
için, gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda her bireyin
ve devletin teröre karşı çıkması gerektiğini söyledi;
terörün bir insanlık suçu olduğunu belirtti.
Bir ulusun
ulus olabilmesi bağımsızlığını kazanmasıyla başlar. Ulus
kimliğini devam ettirebilmesi, bağımsızlık bilincine sahip
yurttaşlarına bağlıdır. Ülkemizin tam bağımsızlık
bilincinden giderek uzaklaşmaya başladığının altını 30 Ekim
1978 tarihli yazısında şöyle çiziyordu:
“Temelinde bağımsızlık harcı yatan Cumhuriyet’imiz, İkinci
Dünya Savaşı’ndan sonra emperyalistlerin ahtapot kollarına
teslim edilmiştir. Öyle bir teslimiyettir ki, yeraltı
zenginliklerimiz çokuluslu şirketlerin emrindedir; öyle bir
teslimiyettir ki, petrol, maden ve yabancı sermaye yasaları
yabancı uzmanlarca hazırlanmıştır; öyle bir teslimiyettir
ki, ülke topraklarının bir bölümü üs adı altında başka
devletin genelkurmayına armağan edilmiştir; öyle bir
teslimiyettir ki, ordumuzun silahları, araç ve gereçleri
okyanus ötesi ülkelerin buyruklarına bağlanmıştır...”
Bankalarımızın, bağımsızlık düşüncesi bir an olsun akla
getirilmeden uluslararası sermayeye satıldığı; Merkez
Bankasının başkent Ankara’dan İstanbul’a taşıma niyetlerinin
ortaya konduğu, aldırmazlık ve aymazlığın iç içe geçtiği
bugünlerde bu yazıyı içimiz acıyarak okuyoruz.
İktidarın
Yargıyı ve Adaleti yok saymaya yönelik söylem ve
davranışları, hukukun herkese lazım olduğu gerçeğini
karartamaz.
Adaletin ve
Demokrasinin ülkemiz için vazgeçilmez olduğunun burada
bulunan siz değerli konuklarımızın ortak düşüncesi olduğuna;
yılmadan, nerede bulunursanız bulunun Adalet ve Demokrasiye,
Laikliğe ve Tam Bağımsızlığa sahip çıkacağınıza inanıyorum.
15. Adalet
ve Demokrasi Haftası boyunca seçmiş olduğumuz “Tam
Bağımsızlık Bilinci” başlığı bağlamında ülkemizin
siyaset, maliye, iktisat, adalet, hukuk, tarım, sağlık,
kültür gibi her alanda tam bağımsızlığını savunduk. Gerici,
baskıcı ve sömürücü güce karşı koyacağımızı; faili meçhul
cinayetler, yolsuzluklar ve haksızlıklar karşısında suskun
kalmayacağımızı dile getirerek; adalet ve demokrasinin tam
anlamıyla yerleştiği bir toplum isteğimizi, terörsüz ve
savaşsız bir dünya özlemimizi yeniden vurguladık. Çünkü
biliyoruz ki sorgulamadan, sormadan ne medeniyet, ne adalet,
ne demokrasi olur, ne de gerçeğe ulaşılır. İşte biz, bir
hafta boyunca bu bilinçle ülkemizdeki demokratik direncin en
iyi örneklerinden birini sergiledik. Böyle bir işbirliğinin
gerçekleşmiş olmasından onur duymaktayız.
Seçmiş
olduğumuz bu yolda yılmadan ilerlerken, öldürülen
babalarımızı, annelerimizi, eşlerimizi, kardeşlerimizi ve
çocuklarımızı sevgi ve saygıyla bir kez daha anıyor; onurlu,
duyarlı ve bilinçli bu güçbirliğiniz için teşekkür ediyorum.
um:ag
VAKIF
BAŞKANI GÜLDAL MUMCU’NUN,15.ADALET VE DEMOKRASİ HAFTASI
TEŞEKKÜR TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMA