Sevgili Uğur Mumcu Dostları,
Hepinizin bildiği gibi bir ülkenin aydını o ülkenin toprağının dokusuyla, kokusuyla ve duygusuyla özdeşleşmeden o ülkenin değerlerini oluşturup aktaramaz; evrensel bağlarını kurup, toplumları ışıtamaz.
Toplumsal sorumluluk taşımak aydın olmanın birincil koşulu olduğu kadar, doğruları söylemekten kaçınmamak da belirleyici özelliklerinden biridir.
Uğur Mumcu'nun yirmi beş yıl önce dediği gibi:
"Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen insanlardır çağlarına ve toplumlarına yakışanlar. Faşizmin utanç duvarlarına karşı birer "fedai mangası" gibi dövüşenler her toplumda, her dönemde karanlığa karşı sıkılmış bir yumruk gibi uzanıp geliverdiler bugüne kadar. Açılan yumrukların içinden özgürlük güvercinleri uçtu havaya."
Sevgili dostlar, bu topraklarda yıllarca emek için, barış için, demokrasi için, laiklik için, aydınlık için, özgürlük için ve bağımsızlık için yılmadan emek veren aydınlanmacılar; cahilliğin kör karanlığından çıkıp, baskılara boyun eğen ve gelen geçen yönetimlere maşalık yapanlarca yok edildiler.
Sizleri, acıları aşabilen, yok edişler ve yıkıntılar üstüne var edişin gücüyle güzellikler inşa edebilen bu toprakların güçlü temsilcileri olarak yedi yıldır Uğur'un öldürüldüğü yerde görmek, bizim umudumuzu, inancımızı ve direncimizi arttırıyor.
İnanıyorum ki korkunun ve cehaletin tutsaklığına karşı, Anadolu aydınları susmadan ve yılmadan mücadelelerini sürdüreceklerdir.
Sevgilerimizle sevgilerinizi birleştirirken diyorum ki:
Yok etmek cahillere kalsın
Var etmek aydınlara yakışır.
Hepinize teşekkür ederim.
24 Ocak 2000
um:ag Vakıf Başkanı Güldal Mumcu’nun Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin yedinci yılında,
Uğur Mumcu’nun Sokağında yaptığı konuşma