PKK konusunda kamuoyu yeterli bilgiye sahip değil. Bu konuda araştırma ve inceleler yapmak gerekir. Gazetecinin görevi, bu gibi konuları araştırıp yazmaktır.
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Ankara SBF’de 1971-1975 yılları arasında Maliye Bakanlığından burs alarak okuduğunu; 1972 yılında Fakülte’de “Şafak” adlı bildiri dağıtmak suçundan tutuklandığını, aleyhte tanıklara karşın askeri savcı tarafından aklanmasının istendiğini, Öcalan’ın mahkemede siyasal savunma yapmadığını, öğrencilik ilişkisinin 1984 yılına kadar sürdüğünü, belgeleri ile birlikte açıklamıştık.
Bu olayları belgeleyip yayımlamamız PKK’ya sempati ile bakan çevrelerde tepkiye karşılandı.
“Kürdistan Yurtseverler Birliği” lideri Celal Talabani’nin kişiliği ile “Irak Kürdistan Demokrat Partisi” eski lideri Molla Mustafa Barzani’nin CIA ile ilişkilerini sergileyen belgeler de Maocu örgütlerden Filistin dağlarına kadar uzanan karanlık serüvenlerde taklalar atan sabah baykuşu bir köşk soytarısını tedirgin etmeye yetti. Karanlık serüvenleri ruhuna sinen bu soytarının son görevi, Talabani ile köşk arasında “özel ulaklık” yapmaktır. Sanat dergilerinde kendisini ünlü Amerikan yazarı Hemingway ile karşılaştıracak kadar alçakgönüllü olan bu mega-soytarıyı kimlik kartı ile bir köşeye iliştirip yolumuza devam edelim:
Gazetecinin görevi gerçeği aramaktır. Kürt sorunu konusunda bu köşede yapmaya çalıştığımız da budur. Örneğin Abdullah Öcalan kimdir? PKK nasıl kurumuştur? Bunları araştırıyoruz. Bunu yaparken de başta binlerce sayfa tutan PKK yayınlarını, Öcalan’ın demeçlerini, ve PKK’nın kitap halinde yayımlanan “politik raporları”nı okuyoruz.
Bu yayınlar Almanya’da serbestçe satılıyor. Bu yayınları okumadan, PKK’yı, Nevruz ve Şırnak olaylarını ve PKK’nın “en görkemli ayaklanma” adını taktığı 1992 eylemlerini nasıl anlayacaksınız? Gazeteci, bu konuları araştırmazsa nasıl gazeteci sayılır?
Bu araştırmalarda başlangıç noktası Öcalan’ın kimliğidir.
Öcalan’ın 12 Mart sıkıyönetiminde “şanslı bir sanık” olduğu bellidir. Öcalan’ın 12 Mart günlerinde sahip olduğu bu şansın nedenlerini araştırıyoruz. Araştırmalar henüz bitmedi.
Buraya bir nokta, daha doğrusu bir noktalı virgül koyup, 1980 öncesi yayımlanan “Aydınlık gazetesi”ne kısaca göz atalım. Gazetenin 2 Eylül 1979 günlü sayısını açıp, PKK’dan ayrılan “Tekoşin (Mücadele) gurubunun yaptığı açıklamayı okuyoruz:
– Örgüt içinde önemli bir yeri olan ve görevi pilotluk olan kişinin MİT ajanı olduğunu belgelerle ortaya koyduğumuz ve temizlenmesi önerisinde bulunduğumuzda Apo’dan aldığımız cevap şu oldu:
– Dediğinize katılıyorum. O benim cankurtaran simidimdir. Siz de benim en çok sevdiğim militanlarımsınız. Ancak onu öldürürsek sömürgeciler bizi 24 saat içinde temizler.”
Kimdir bu “pilot”? PKK’nın Almanya’da yayımlanan “Serxwebun” adlı gazetesinin 1989 yılı Eylül sayısı sayfa 5’te “Tekoşin”in savları doğrulanıyor.
– ... 70-77 yıllarında “Pilot” ve “Abdurrahman” denen ajan-provokatör unsurların bu amaçla TC tarafından sızdırıldıkları ve önemli tahribata yol açtıkları...
Diyarbakır 2 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesinin 24.5.1983 gün ve 1983/34 sayılı gerekçeli kararında da bu pilotun “Ağrılı Necati” olduğu anlaşılmaktadır. (s. 49)
Kimdir bu “Ağrılı Pilot Necati”?
12 Mart’tan hemen sonra Mahir Çayan ve arkadaşları ile birlikte İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Elrom’u kaçıran Hava Yüzbaşısı İlyas Aydın’ın da ajan olduğu ileri sürülmüş ve Yüzbaşı, Filistin’de Türkiye’den kaçan arkadaşları tarafından kurşuna dizilerek idam edilmişti! Filistin dağları, birçok eylemci delikanlının yanında Yüzbaşı İlyas Aydın gibi nice karanlık ajanın da devrimci kimliği ile başvurduğu sığınaktır! Ortadoğu’daki örgütlere başta CIA ajanları olmak üzere her devletin ajanı sızar.
PKK’lı pilot da bu ajanlardan biri midir? Öcalan, ajan olduğu ileri sürülen “Ağrılı pilot Necati” ile nasıl tanışmıştır? Hangi eylemleri birlikte yapmışlardır? Ve Öcalan, ajan olduğu ileri sürülen pilotu uyarılara karşın neden koruma gereği duymuştur?
Bunları bugün için bilmeye olanak yok. Bilinebilenler, Doğu Perinçek’in başyazarlığını yaptığı “Aydınlık gazetesi” nde Öcalan hakkında ileri sürülen savlardır. 6 Ağustos 1979 günlü sayısını açarak “Apo Kimdir?” başlıklı yazıyı okuyalım:
– .. Çevresinde topladığı, kendileri de AYÖD’den atılan gençlerle grubunu kuran Apo, şiddet eylemlerine 1977’den sonra başladı. Bu dönemde “Kontrgerillacılar”la ilişkiye geçtiği söylenen APO’nun 1977’de evlendiği Karakoçanlı Kesire adlı kızın babasının da MİT elemanı olduğu ileri sürülüyor.
Bu savlardan en ilginci, herhalde “Apo’nun Kontrgerillacılar’la iş birliği” yaptığının ileri sürülmesidir!
Biz bunları arşivlerden çıkarıp yayımlıyoruz. Birtakım çevreler de “kardeş örgütleri birbirlerine karşı kışkırtıyorsunuz” diye gözdağı vermeye çalışıyor.
Evet, kim bu MİT ajanı olduğu ileri sürülen pilot? Ve kim Öcalan’ın eski kayınbabası?